MUHASEBENİN ÜLKEMİZDE GELİŞİMİ
Ülkemize son yıllarda muhasebe mesleği ile muhasebe uygulamaları konularda önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan bir tanesi, Maliye Bakanlığı tarafından 26.12.1992 tarihinde yayımlanan "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği"; bir diğeri ise 1.1.1997 tarihinden itibaren yürürlüğe giren muhasebe standartlarıdır ( TMS ). Muhasebe standartları ile ilgili çalışmalar süreklilik arz etmekte; ve gerektiğinde güncelleştirilmekte ve yenileri yayımlanmaktadır.Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği ile yapılan düzenlemenin amacı, işletmelerin faaliyetlerinin ve faaliyet sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi; ve mali tablolar aracılığı ile ilgililere sunulan bilgilerin tutarlılık ve karşılaştırılabilirlik niteliklerini koruyarak gerçek durumun yansıtılmasının sağlanması ve işletmelerde denetimin kolaylaştırılması olarak ifade edilmiştir. Tebliğde a) Muhasebenin Temel Kavramları, b) Muhasebe Politikalarının Açıklanması, c) Mali Tablolar İlkeleri, d) Mali Tabloların Düzenlenmesi ve Sunulması, e) Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve İşleyişi konularında düzenlemeler yapılmıştır. Tebliğde yapılan bu düzenlemelerin 01.01.1994 tarihinden itibaren tüm ülke düzeyinde uygulanması zorunludur.( istisnalar tebliğde belirtilmiştir.
Muhasebe standartlarının amacı ise, ülkemizde faaliyette bulunan işletmelerin ve diğer kuruluşların mali tablolarının düzenlenmesini esas almak, muhasebe ilkelerinde tekdüzeni gerçekleştirmek, meslek mensuplarının mali tabloların bağımsız denetimine esas alacakları denetim standartlarını belirlemektir.
1994 yılında uygulamaya giren tek düzen hesap planı ülkemizdeki muhasebe uygulamalarına belirli bir standart kazandırmıştır.
Tekdüzen hesap planında tüm işletmelerde maliyet hesaplarının 7/A ve 7/B seçeneğine ayrılma zorunluluğunun getirilmesi, şüphesiz içinde ticaret, üretim ve hizmet birimlerinin oluştuğu şirket topluluklarının Tekdüzen hesap çerçevesine uygun bir genel hesap planında toplanma kolaylığını ve konsolide bilanço ve gelir tablolarının oluşturulması imkanını verecektir.
Bu nedenle tek düzen hesap planının temelini oluşturan genel muhasebe - maliyet muhasebesi ilişkisinin açık ve süratli bir şekilde anlaşılması, sadece muhasebe mesleğini uygulayanlar için değil, muhasebe eğitiminde çalışanlara, öğrencilere , muhasebeden yararlanmak isteyenlere bir referans kaynağı ihtiyacını doğurmaktadır.
MUHASEBENİN TANIMI
Muhasebe, bir işletmenin ekonomik faaliyetlerine ilişkin finansal bilgileri ölçmek ve çeşitli kullanıcılara bu finansal bilgileri raporlamak amacıyla kullanılan bir süreçtir.bu süreç içinde ele alınması gereken muhasebe fonksiyonları kaydetmek ,sınıflandırmak ,özetlemek, analiz etmek ,yorumlamak ve raporlamaktır.bu tanımdaki unsurları tek tek ele alınması muhasebenin ne olduğunun daha kolay anlaşılmasına yardımcı olacaktır.Muhasebe fonksiyonları,kar amacı olsun veya olmasın bir işletmenin finansal faaliyetleri ile ilgili olacaktır. O halde işletme nedir? İşletme,insanların çok çeşitli olan ihtiyaçlarını gideren mal ve hizmetleri üreten ve bu üretimin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan para, ilk madde ve malzeme ,işgücü vb. üretim faktörlerinin bilinçli ve sistemli şekilde bir araya getirildiği iktisadi varlıktır.
İşletmelerin sahip oldukları varlıklar çok çeşitlidir.Bu nedenle varlıklara birkaç örnek vermekle yetineceğiz.Para ,mal, alacak, demirbaş vb. işletmelerin sahip oldukları bu varlıkların mutlaka bir kaynağı vardır.Diğer bir ifadeyle, bu varlıklar bir kaynaktan sağlanmıştır.İşletme kurulurken işletmeyi kuranlar bu varlıkları sağlamışlarsa, varlıkların kaynağı " Sermaye" olacaktır.işletme varlıklarını üçüncü şahıslardan sağlamışsa, bu durumda da varlıkların kaynağı "borçlar" olacaktır.
Yukarıda verilen tanımın bir diğer unsuru ekonomik faaliyetlerdir.Bu ekonomik faaliyetler para ile ifade edilmelidir.Para ile ifade edilemeyen faaliyetler muhasebenin konusu değildir.
Muhasebenin ilk fonksiyonu, finansal bilgileri kaydetmektir. Bu kayıt sırasında işlemler oluş tarihlerine göre sıralanır ve ayrıca bir belgeye bağlanır. Bu belgelerin kayıtlarının yapıldığı deftere "Yevmiye Defteri (Günlük Defter)" denir.
İşlemlerin kaydedilmesi sonucu çok sayıda bilgiler "Yevmiye Defteri"de toplanır. Ancak, bu bilgileri anlaşılır ve yararlanılabilir hale getirmek için "sınıflandırmak" gerekir. Bu da, işlemlerin "Büyük Defter (Defter-i Kebir)"e kaydedilmeleri ile sağlanır.
Sınıflandırılan bilgileri kısaltmak ve "özetlemek" bu bilgilerden yararlanmada büyük önem arz eder. Bu da finansal tabloların hazırlanması ile sağlanır. İşletmelerin dönem sonlarında hazırlayacakları finansal tablolar, dönemin tüm işlemleri sonucu ortaya çıkan özet durumları ve sonucu gösterirler.
Kaydetmek, sınıflandırmak ve özetlemek sonucu ortaya çıkan bilgiler mutlaka yararlı ve gerekli bilgilerdir. Ancak, işletme yönetimi için yeterli bilgiler değildir. Bu nedenle, özetlenen bilgileri "analiz etmek" ve ayrıca analiz sonuçlarını da "yorumlamak" gerekir. Bu yorumları da yöneticilerin anlayacağı bir dille "raporlamak" hep muhasebenin tanımı içine giren fonksiyonlardır.
Muhasebenin tanımında yer alan kaydetmek, sınıflandırmak ve özetlemeyi kapsayan işlemler için kayıt tutma (veya defter tutma ) sözcükleri kullanılabilir. Fakat bu işlemler için hiçbir zaman "muhasebe" kavramı kullanılmamalıdır. Zira, defter tutma ile muhasebe eş anlamda değildir. Muhasebe denince defter tutma yanında analiz, yorum ve raporlamayı da kapsayan daha geniş anlamlı bir kavram söz konusudur.
Ülkemizde bu ayırım üzerinde gerektiği kadar durulmadığı için defter tutma ile muhasebe eş anlamda kullanılmakta ve anlaşılmaktadır.
Muhasebe bazı tanımlarda disiplin olarak, bazı tanımlarda ise ilim, sanat veya işletmenin temel aracı olarak ele alınmıştır. Muhasebenin sistemleştirilmiş bir bilgi olması anlamında ilim olarak kabulü gerekir. Zira muhasebe finansal karakterdeki işlemleri kaydetme ve sınıflandırma ilmidir. Bunun yanında muhasebe, kaydedilen ve sınıflandırılan işlemlerin yararlı özetlerini yapma, analiz etme, yorumlama sanatıdır. İki ressamın aynı anda, aynı manzarayı aynı resim ekolü prensiplerine uyarak tuvallerine,geçirdiklerini kabul edelim.Hiçbir zaman bu iki eserin birbirinin aynı olacağı söylenemez. Çünkü, iki ressamda aynı araçları kendi hünerlerini ve maharetlerini kullanarak işlemişlerdir. Aynı şekilde, aynı bilgilere sahip iki muhasebeciden veya iki analistten, belirli bir işletmenin gerekli verileri sağlayarak, bunların analiz ve yorumu istendiğinde birbirinden farklı iki sonuç çıkacaktır. Yalnız unutulmamalıdır ki, birbirinden farklı olan iki resim nasıl neyin resmi olduğunu anlatmakta birleşiyorsa analistlerin de ortaya koyacakları sonuçlar ancak belirli sınırlar içinde farklılıklar gösterecektir. Bu farklılık hiçbir zaman görüşteki maharetin sonucu olan farklılıktan öte, tamamen birbirinden zıt durumları ifade etmez.
MUHASEBECİLİK MESLEĞİ
Muhasebeci, bir işletmedeki finansal nitelikli işlemleri kaydeden, sınıflandıran, özetleyen, analiz edip, yorumlayan ve bu bilgilere gereksinimi olan ilgililere raporlayan kişidir.Bu tanımı da dikkate alarak muhasebeci bir işletmede hangi işlemleri yapar sorusuna cevap aramak gerekir.Muhasebeci ;
Ülkemizde muhasebecilik mesleği 3568 Sayılı "Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Kanunu Kanunla" düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin amacı, Kanunun güvenilir 1. maddesinde "işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek üzere, Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik meslekleri ve hizmetleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin kurulmasına, teşkilat, faaliyet ve denetimlerine, organlarının seçimlerine ilişkin esasları düzenlemek" olarak ifade edilmektedir.
Kanunda meslek mensupları yukarıda da ifade edildiği gibi üç grupta ele alınmaktadır.
1. MESLEK MENSUBU OLMANIN ŞARTLARI
Kanun her bir meslek mensubu için mesleğe başlayabilmek hangi şartları taşımaları gerektiğini genel ve özel şartlar olmak üzere düzenlemiştir.Her üç meslek mensubunun da her şeyden önce genel şartlara sahip olması gerekir.Bu şartları;
A. Serbest Muhasebeci Olmanın Özel Şartları
Mesleğe girmek isteyen kişinin belli bir eğitim düzeyinde olması ve staj yapması gerekmektedir. Bir kişinin serbest muhasebeci olarak çalışabilmesi için hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında ön lisans seviyesinde öğrenim görmüş olanlar ile ticaret liseleri ve maliye meslek liselerinden mezun olanlar staj şartını yerine getirmiş olmaları halinde, sınav şartı aranmaksızın serbest muhasebeci unvanı ile çalışabilirler. Staj süresi ön lisans seviyesinde mezun olanlar için 4 yıl, ticaret liseleri ve maliye meslek liselerinden mezun olanlar için 6 yıl olarak belirlenmiştir.
B. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Olmanın Özel Şartları
SMMM olabilmek için kanunda eğitim durumu , staj ve sınav ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.Tüm bu şartları yerine getirenlerin ayrıca ruhsat almaları gereklidir.SMMM olabilmek için:
C. Yeminli Mali Müşavir Olmanın Özel Şartları
Yeminli mali müşavir olmak isteyen bir kişinin:
Bunlar :
Kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisi almış olanların, bu yetkiyi aldıkları tarihten itibaren kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile
Hukuk, iktisat, maliye, işletme,muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında öğretim üyeliği veya görevliliği yapmış olanların bu hizmetlerinde geçen süreleri serbest muhasebeci mali müşavirlikte geçmiş süre olarak kabul edilir.
Bunun da ötesinde; kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisi almış ve mesleki yeterlilik sınavını vermiş olanlar ile yukarıda sayılan konularda profesörlük unvanı almış olanlar için sınav şartı aranmamaktadır.
Yeminli mali müşavirlik mesleğine kabul edelinler, görevlerine fiilen başlamadan önce, Asliye Ticaret Mahkemesinde yemin etmeleri gerekir.
2. MESLEK MENSUPLARININ YAPACAĞI İŞLER
Bu meslek mensuplarının yapacağı işlerin neler olduğu kanunun 2. maddesinde belirlenmiştir.
A. Serbest Muhasebecilerin Yapacağı İşlemler
Gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin; genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço,kar-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak.
B. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin Yapacağı İşlemler
Gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin;
C. Yeminli Mali Müşavirlerin Yapacağı İşlemler
III. MUHASEBEYLE İLGİLİ TARAFLAR
Muhasebenin sağladığı bilgilerden yararlanan ve bu nedenle muhasebeyle ilgilenenler sadece işletmeler değildir. İşletmelerin dışında kalan taraflar da söz konusudur. Bunlar :
Yöneticilere gelince, bunların işletme yönetimi için yetişmiş uzman kişiler olduğunu daha önce de belirtmiştik.
İşletmelerin büyümeleri; "işletme sahipliği" ile "yöneticilik" kavramlarını kesinlikle birbirinden ayırmış ve temel yönetim fonksiyonunu yerine getirmekle yükümlü olan yeni ve profesyonel bir sınıf yaratmıştır. Böylece, yönetici sadece işletmeye karşı değil, diğer sosyal taraflara karşı da sorumlu olan kişi niteliğini kazanmıştır.
İşletme yönetiminden sorumlu olan yöneticinin başarılı olup olmaması, başarılı ise başarı derecesi kendisinin yönetim görevinde tutulup tutulmaması hakkında kararların verilmesinde rol oynar. Yöneticinin başarı olup olmaması ise, faaliyetler sonucu işletmenin ulaştığı finansal güç ve karlılık ile ölçülür. Bu bilgileri veren araç muhasebedir. Yöneticinin başlıca görevinin, işletmede etkin bir yönetim biçiminin gerçekleştirilmesinin sağlanması olarak düşünüldüğünde, işletmenin finansal durumuna, faaliyetlerinin sonucuna ve bu sonucun oluşumuna ilişkin bilgilerin sık sık değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar.
Değerlendirilecek bu bilgiler; üretim, pazarlama, finans, personel, araştırma ve geliştirme fonksiyonları ile ilgilidir ve bağlantılıdır. Bu nedenle, her bir ünitenin yöneticisinin kendi ünitesinin fonksiyonlarına ilişkin bilgileri muhasebeye aktarması gereklidir. Aslında bu fonksiyonlara ilişkin bilgilerin çoğu mali nitelikte olup muhasebenin kapsamındadır.
İşletmenin etkin bir yönetim biçiminin gerçekleştirilebilmesi için yöneticinin de belirsizlikleri azaltacak bir unsur olarak muhasebe bilgilerine gereksinim duyacağı açıktır.
Muhasebe ile ilgili taraflardan bir diğeri de işletmede çalışanlardır. Bunlar ; işçi, memur, müstahdem vb. isimler altında işletmede hizmet görürler.Bu hizmetlerinin karşılığı olarak da işletmeden maaş veya ücret alırlar. Maaş ve ücretlerin yeterli olmaması halinde bunların artırılması yolunda zam isteklerinde bulunurlar. Bunların çalıştıkları sürece hakkettikleri maaş veya ücreti alabilmeleri işletmenin ekonomik ve mali yapısının güçlü ve yeterli olmasına bağlıdır. İşletmenin ekonomik ve mali yapısının gerçek gücü muhasebe veri ve raporlarıyla ortaya çıkacaktır. Çalışanların bunlardan yararlanarak kendilerini güvence altına alma ve isteklerini kabul ettirme imkanlarına kavuşurlar. İşletmenin ekonomik ve mali yapısına aykırı isteklerde bulunmaktan kaçınırlar.
" İşçi ve memurların ücret artışı ve diğer istekleri, bunların temsilcisi olan sendikalar tarafından yapılır.işletme ile sendikalar arasında yapılan görüşmeler ve imzalanan toplu sözleşmelerin dayanağı muhasebe verileridir.
İşletmeler ile sendikalar arasındaki anlaşmazlıkları bir hükme bağlayan yüksek hakem kurulları ile mahkemeler gerekçelerini muhasebe verilerine dayandırırlar."
Sonuç olarak, işletmelerde çalışanların, gerek işletmede çalışmaya devam edip etmeme ve gerekse yeni isteklerde bulunup bulunmama konusundaki kararlarında, yararlanabilecekleri ve başvurabilecekleri tek kaynak muhasebe olmaktadır.
Kredi verenler, daha önce işletmenin ödeme kabiliyeti, yatırım politikası, karlılık durumu hakkında bilgi edinmek isterler. Bu bilgilere göre de işletmeye kredi verip vermemekte, verdikleri takdirde kredinin şartları konusunda bir karara varırlar.İşte kredi verenler, söz konusu kararların alınmasında, kredi verecekleri işletmenin muhasebe veri ve raporlarından yararlanırlar.
Günümüzde işletmelerin kredilerden yararlanmadan faaliyetlerini yürütmeleri genelde düşünülemez. Zira, bu imkansız denecek derecede zor bir iştir. Bu nedenle işletmeler kendi mali yapıları ve ödeme güçleri oranında bazı kuruluşlardan kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere kredi alma yoluna giderler. Örneğin ülkemizde; kamu işletmelerinin kredileri Devlet Yatırım Bankası , özel işletmelin kredileri ise; Türkiye Sanayi Kalkınma Bankası, Sınai Yatırım ve Kredi Bankası vb. bankalar tarafından karşılanır.Bu bankalardan kredi sağlanırken bir proje hazırlanması gerekir.bu projelerde muhasebe verilerine dayanır.
Yukarıda adı geçenler dışında kalan bankalar ve kişilerden de işletmeler kredi sağlayabilirler. Bunlardan bankalar, kredi açacakları işletmelerden daha önce belirlenmiş kapsam ve şekle uygun muhasebe verileri ve raporları isterler. Krediyi kullanmak isteyen işletme de bu veri ve raporları krediyi açacak olan bankaya vermek zorundadır. Zira, bunlar olmaksızın kredinin verilmesi ve kullanılması söz konusu değildir. Görülüyor ki, kredi verenlerin en büyük güvencesi yine muhasebe veri ve raporları olmaktadır. Böylece muhasebe ile ilgili taraf olarak kredi verenler için muhasebe en büyük ve güvenilir kaynak olmaktadır.
İşletmeye kredili mal satan kişiler( satıcılar) içinde yine muhasebe veri ve raporları güvence ve önem taşır. Bu nedenle, kredi verenler arasında, muhasebeyle ilgili taraf olarak "satıcıları"da ilave etmek gerekir. Hatta bunu daha da genişleterek işletmeyle ilişkili müşterileri de taraf olarak düşünmek uygun olur.
Muhasebeyle ilgili önemli bir taraf da Devlettir. "Devlet gelirlerinin önemli bölümünün vergiler yoluyla sağlandığı bir gerçektir. Vergi kaybına neden olabilecek sonuçların ortadan kaldırılması, gerek gelir üzerinden alınan vergilere temel olacak matrahın doğru hesaplanmasına ve gerekse dolaylı vergilerin sağlıklı bir biçimde toplanabilmesine bağlıdır.
Günümüzde işletmelerin ödemekle yükümlü oldukları vergiler, muhasebe verilerine dayanılarak saptanır. Vergi alacağının belirlenmesi için gerekli görülen durumlarda devlet, işletme muhasebesini yasalar aracılığıyla yönlendirerek gerekli kontrol ve denetimi yapar. İşte bu noktada devletin; işletme faaliyetlerine ilişkin sayısal bilgileri veren bir kaynak olarak muhasebe ile ilgi kurması gerekliliği ortaya çıkar.
Önceleri işletme muhasebesi ile yalnızca vergisel yönden ilgilenen devlet,
Günümüzde işletme muhasebesinden sağlanan bilgilerin milli ekonomiye yön vermekte büyük katkısının olduğunu da kabul etmiştir.
Aynı zamanda, devlet ekonomik politikasını uygularken ve ekonomiyle ilgili "mikro ekonomik" ve "makro ekonomik" analizler yaparken işletmelere ait muhasebe verilerini kullanır.
Muhasebe ile ilgili taraflardan bir diğerine kamu (toplum)dur.Ekonomik yapının oluşmasında ve refahın sağlanmasında işletmelerin ve gerçekleştirdikleri faaliyetlerin büyük etki ve katkıları vardır.Bu nedenle işletmelerin verecekleri kararlar kamu tarafından sürekli olarak ilgiyle izlenir.
İşletmelerin sorumluluklarının ne ölçüde yerine getirdiğinin değerlendirilebilmesi açısından konuya ilişkin bilgilerin kamuya aktarılması gerekir. Bilgi aktarma,diğer bir deyişle kamuyu aydınlatma fonksiyonu ise; muhasebenin hizmet amaçlarından biridir.Bu konu ekonomik ve mali amaçların ötesinde özellikle sosyal amaçları içermesi yönünden önem taşır.
İşletmelerin gelecek dönemlere ilişkin sağlıklı planlamalara gidebilmeleri için,kamunun da işletme yönetimini gereksinim duyulan bilgilerle desteklemesi gerekir.
İşletme-Kamu, Kamu-İşletme ilişkisi çift taraflı olarak sürüp giderken,günümüzde işletmelerin dili olarak nitelendiren muhasebe de buna yön verir.
Bir toplumu meydana getiren kamuda,o toplumun geleceği,refahı ve istikrarlı gelişmesi ile çok yakın ilgisi olan işetmeler hakkında bilgi sahibi olmak ister. Toplumun önemli bir kısmını oluşturan işletmeler hakkında bilgileri,kamu da muhasebe verilerinden elde eder.
Potansiyel ortaklar denilen gelecekteki ortaklarında muhasebeyle ilgili taraflardan birisi olarak ayrıca incelemeye değer buluyoruz.Bu nedenle,bazı eserlerde "işletme sahipleri" başlığı altında sözü geçen potansiyel ortakları burada ayrı bir başlık ele almayı yararlı ve uygun bulduk.
"Gelişmekte olan ekonomilerde mal ve hizmet üretimi gerçekleştirebilecek mi finansal olanakların sağlanması sorunu, tasarrufların değerlendirilmesinde sermaye piyasası gibi finansal kuruluşların geliştirilmesi sonucunu yaratmıştır.Sermaye piyasasının geliştirilmesi ise,bazı yan kuruluşlarında bir bütün olarak ele alınması gerektirir.Tasarrufların değerlendirmek isteyen bireylerin,ortak olacakları veya borç verecekleri kuruluşlarda haklarının korunacağını bilmeleri,ortağı yada alacaklısı buldukları işletmelerin finansal yapılamalarını tanımaları gelecekteki yapılması düşünülen yatırımları için bir güvencedir. Bu güvence hisse senedi ve tahvil ile katkıda bulunacak işletmelerin hesaplarının yetkili muhasebe uzmanlarınca onaylanması ile anlam kazanır.Bu nedenle,potansiyel ortaklarının sağlıklı,güvenilir ve tarafsız muhasebe bilgilerine ilgi duymaları kaçınılmazdır.
Kaynak: Erdoğan AVDER